Uykunun Evreleri

Eski tip bir çalar saat, arkasında flu görünümlü uyuyan bir kadın.İnsanlar ortalamada ömürlerinin üçte birini uyuyarak geçirirler, ancak birçoğumuz uyku hakkında pek bir şey bilmeyiz. Her ne kadar uykunun fonksiyonları tamamen anlaşılamamış olsa da, uyku insanlar dahil bütün yüksek yaşam formları için hayati bir gerekliliktir, ve eksikliği ciddi sorunlara sebep verebilmektedir.

İnsanlarda uyku REM (Rapid Eye Movement, Hızlı Göz Hareketleri) ve non-REM (non Rapid Eye Movement) olarak iki ana gruba ayrılmıştır. Bu iki grubun da kendine has fizyolojik ve nörolojik özellikleri vardır. REM uykusu rüyalar, senkronize olmayan hızlı beyin dalgaları ve kaslarda gevşeme ile ilişkilendirilmektedir. REM ve non-REM uykuları birbirlerinden o kadar farklıdırlar ki, uzmanlar bu iki durumu ayrı davranışsal biçimler olarak tanımlamıştır.

 

Non-REM Uykusu

Uyanık bir birey uykuya dalmaya başladığında vücudundaki hareketler yavaşlamaya başlar. Vücut ısısı, kalp atıl hızı, nefes alma sıklığı ve enerji kullanımı azalmaya başlar. Beyin dalgaları da yavaşlar ve büyür. Bu aşamada kişi gece boyu rahat edeceği pozisyona girmek için hareket eder; örneğin soğuk havada cenin pozisyonuna girmek gibi. Amerikan Uyku Tıbbi Derneği non-REM uykusunu N1, N2 ve N3 olarak üç evreye bölmektedir.

 

Non-REM 1

N1 (hafif uyku, uyuklama hali) olarak tabir edilen bu birinci evre, ki yetişkinlerde toplam uykunun %5-10’unu oluşturur, genellikle uyanıklık ile tam uykuya dalma arasında gerçekleşebileceği gibi derin uyku ve REM uykusu arasında da görülebilmektedir. Kaslar aktiftir ve gözler hareketleri yavaşlar. Bu evrede insan beyni alfa dalgalarından teta dalgalarına geçiş yapar. Ani irkilme ve hareketler uykunun bu evresinde görülür. Bu evrede kas tonusu (gerginliği) azalır ve dış ortam farkındalığının çoğu kaybolur.

 

Non-REM 2

N2 olarak tabir edilen evre yetişkinlerde toplam uykunun %45-55’ini oluşturur. Bu evrede teta beyin dalgaları aktivitesi gözlenir ve kişinin uyandırılması birinci evreye kıyasla zorlaşmıştır.

N2 uyku evresindeki bir kişinin EEG’sinde Uyku İğcikleri (Sleep Spindles) olarak tabir edilen ani dalgalanmalar ile K-Kompleksleri olarak tabir edilen bir saniyelik ani artışlar gözlenir. Uyku İğciklerinin hafızanın güçlendirilmesi için önemli olduğu düşünülmektedir çünkü yeni bir beceri öğrenen kişilerde kontrol gruplarına kıyasla bu iğciklerde kayda değer artışlar gözlenmektedir.


Bu evrede EMG’de kaydedilen kas hareketliliği azalmıştır ve dış ortam farkındalığı tamamen kaybolmuştur.

 

Non-REM 3

Derin uyku ve düşük dalga uykusu olarak da ifade edilen N3 uyku evresi yetişkinlerde toplam uykunun %15-25’ini oluşturur ve bu evre eskiden ikiye ayrılıp non-REM 3 ve non-REM 4 olarak tabir edilirdi.

Konuyu açacak olursak, 1968 senesinde Rechtschaffen ve Kales (R&K), oluşturdukları sınıflandırma sisteminde non-REM uykusunu 4 evreye bölmüştür. Ancak daha sonra 2004 senesinde Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi (American Academy of Sleep Medicine – AASM) bu sınıflandırmanın gözden geçirilmesi için bir çalışma başlatmış ve üç yıl süren çalışmanın sonunda non-REM uykusunun üç bölüm olarak sınıflandırılmasına karar verilmiştir. Buna göre, daha önce R&K sınıflandırmasında 3. ve 4. evreler 2007 AASM kriterlerinde birleştirilmiş ve N3 olarak sınıflandırılmıştır. AASM’nin bu değişikliğe gitmesindeki en önemli etken R&K’nin sınıflandırma için sadece genç ve sağlıklı bireyleri baz almış olmasıydı.

Bu evrede beyinde delta dalgaları görülür ve kişi çevresel uyarıların çoğuna tepki vermez. Uykunun bu evresi en dinlendirici evre olarak kabul edilmektedir ve vücudun kendi onarımı da bu evrede gerçekleşmektedir.

Uyku terörü, uyurgezerlik, altını ıslatma ve uykuda konuşma gibi parasomniler en çok bu evrede görülür. REM uykusu kadar olmasa da en çok rüya görülen non-REM uyku evresidir. Bu evrede görülen rüyalar REM uykusunda görülenlere kıyasla daha belirsizdir ve hatırlanması da güçtür.

 

REM

Bu evre yetişkinlerde toplam uykunun %20-25’ini oluşturmaktadır. Bu evrede kasların birçoğu felçli duruma gelmektedir ve gözlerde hızlı hareketler olur. Dışardan biri REM uykusundaki kişinin göz kapaklarına dikkatlice baktığında bu hareketliliği fark edebilir. Bu evrede aynı zamanda kalp atışı, solunum ve vücut ısısı kontrol dışı olmaktadır ve kişi çok belirgin rüyalar görebilir.

REM uykusu paradoksikal uyku olarak da tabir edilir çünkü uyuyan kişinin EEG’de görülen beyin dalgaları uyanıkken olduğu gibi yüksek frekanstadır ancak aynı zamanda uyandırılmanın en zor olduğu evredir.

Yetişkin biri REM uykusuna her 90 dakikada bir girer ve uykunun ikinci yarısında REM’de daha uzun süreler kalmaktadır.

REM uykusunun tam fonksiyonu net bir şekilde anlaşılabilmiş değil ancak eksikliğinin karmaşık şeylerin öğrenilmesini güçleştirdiği bilinmektedir. Uykunun fonksiyonlarının anlaşılmasında uygulanan yöntemlerden biri eksikliğinin sonuçlarını araştırmaktır.

REM uykusunda meydana gelen fonksiyonel felç durumunun, görülen belirgin rüyalara verilecek ve kişiye zararı olabilecek istemsiz tepkilerin önüne geçilmesi olduğu düşünülmektedir.

Yeni doğan bir bebeğin bir gün içerisinde uyuduğu sürenin ortalama 9 saati sadece REM uykusunda geçmektedir. Yaklaşık beş yaşından itibaren ise REM’de geçirilen süre iki saatin biraz üstünde olmaktadır.

 

Uyku Döngüsü

Uykunun tüm evreleri döngüsel olarak tekrarlar. İlk döngü, REM uykusunun sonlanmasıyla biter ve yaklaşık olarak 100 dakika sürer. Her döngü biraz daha uzun sürer çünkü ilgili REM uykusu öncekinden daha uzun sürmektedir. Bir insan uykusu boyunca beş döngü tamamlayabilir ve son döngüdeki REM uykusu yaklaşık bir saat sürmektedir.

Uyku Bozuklukları »

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ir arriba